“Dijital Dünyada Çocuk ve Aile” Programında Teknolojinin Aileye Etkileri Ele Alındı

21 Mayıs 2026 Perşembe

Türkiye Yazarlar Birliği Bolu Şubesi ile Bolu İl Müftülüğü iş birliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada Çocuk ve Aile” konulu programda, dijitalleşmenin aile yapısı, çocuk gelişimi ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Aile Haftası kapsamında gerçekleştirilen program, akademisyenler, eğitimciler, öğrenciler ve vatandaşların yoğun katılımıyla dikkat çekti.

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Hüseyin Demirtaş, dijital çağın sunduğu imkânların yanında ciddi riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekerek ailenin bu süreçte üstlendiği kritik role vurgu yaptı. Ailenin yalnızca sevgi ve dayanışma ortamı olmadığını belirten Demirtaş, aynı zamanda çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden koruyan güçlü bir yapı olduğunun altını çizdi.

Demirtaş konuşmasında, teknolojiyi tamamen reddeden bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dijital dünya reddedilecek bir alan değil. Ancak anne baba ve eğitimciler, imkânlarını da risklerini de doğru okumalı.”
Çocukların dijital içeriklerle erken yaşta karşı karşıya kaldığını belirten Demirtaş, özellikle aile içi iletişimin güçlendirilmesi, bilinçli medya kullanımı ve değer temelli dijital eğitim anlayışının önemine dikkat çekti.

Programın konuşmacılarından Prof. Dr. Ercan Aktan ise dijital dönüşümün toplumsal etkilerini iletişim perspektifinden ele aldı. Günümüzde internet teknolojilerinin yalnızca iletişim biçimlerini değil; düşünme alışkanlıklarını, aile ilişkilerini ve mahremiyet anlayışını da dönüştürdüğünü ifade eden Aktan, teknolojik gelişmelerin tarihsel etkilerine değinerek dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Aktan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Matbaa Avrupa’yı, internet dünyayı dönüştürdü. Bugün neyi göreceğimiz, algoritmaların elinde. Türkiye’de günlük internet kullanımı 7 saat 24 dakika, sosyal medya kullanımı ise 2 saat 49 dakika. Bu tablo aile içi iletişim ve mahremiyet için yeni bir farkındalık şart kılıyor.”

Dijital çağda mahremiyet kavramının yeniden düşünülmesi gerektiğini belirten Aktan, aile kurumunun toplumun temel taşı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Aile milletin küçük nüvesi. Çatısı sarsılırsa millet sarsılır. Mahremiyet bir kalkandır. Yemek sofrası kameraya değil sohbete açılmalı. Çocukların görüntüleri içerik değildir. Ekranlardan önce anne-baba ile sohbet güçlenmeli.”

Program boyunca katılımcılar, sosyal medya bağımlılığı, çocukların ekran süresi, dijital mahremiyet, algoritmaların birey üzerindeki etkisi ve aile içi iletişim konularında yönelttikleri sorularla söyleşiye aktif katkı sundu. Etkinlikte özellikle çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik bilinçli ebeveynlik yaklaşımının önemine dikkat çekildi.

Etkinliğin akademik boyutunda önemli katkı sunan BAİBÜ İletişim Fakültesi ise iletişim teknolojileri, medya okuryazarlığı ve dijital toplum üzerine yürüttüğü çalışmalarla bölgesel ve ulusal düzeyde farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Fakülte, dijitalleşmenin toplumsal etkilerini yalnızca teorik açıdan değil; aile, kültür ve sosyal yaşam bağlamında da ele alan etkinliklerle akademi-toplum buluşmasına katkı sağlıyor.

Program sonunda yapılan değerlendirmelerde, teknolojiyi tamamen reddetmeden; bilinçli, kontrollü ve değer merkezli bir dijital kullanım kültürünün mümkün olduğu vurgulandı. Katılımcılar, özellikle aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve çocukların dijital dünyada doğru rehberlikle desteklenmesinin geleceğin sağlıklı toplum yapısı açısından büyük önem taşıdığı konusunda görüş birliğine vardı.