2. İletişim Şûrası Sonuç Bildirgesi Hazırlık Çalışmalarına Önemli Katkılar Sunuldu

15 Haziran 2026 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 2. İletişim Şûrası Sonuç Bildirgesi hazırlık çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen “Medya, Habercilik ve Yayıncılık” masasında, Türkiye'nin medya ekosisteminin geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Tandırlı'nın katıldığı çalışmalarda medya, habercilik ve yayıncılığın güncel sorunları ile geleceğe yönelik çözüm önerileri kapsamlı biçimde ele alındı.

İletişim Başkanlığı temsilcisi Şimel Doğan Dağlı'nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantılarda Ali Küçük, Çiğdem, Erkan Ak ve Dr. Pınar Uçankuş raportör olarak görev aldı. Çalışmalara Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, BAİBÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Tandırlı, Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk, Gazeteci-Yazar Fadime Özkan, İstanbul Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Batmaz, Türkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Müftüoğlu ve Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Kızıltaş katıldı.

Çalışmalar dört ayrı başlık altında yürütüldü. Medya ve Dezenformasyon Çalışma Grubu, Haber Üretimi ve Vatandaş Gazeteciliği Çalışma Grubu, Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalışma Grubu ile Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeni Yaklaşımlar Çalışma Grubu oturumlarında medya alanındaki yapısal dönüşüm bütün boyutlarıyla değerlendirildi.

Dezenformasyon Tartışmaları Dikkat Çekti

Toplantının en canlı bölümlerinden biri Medya ve Dezenformasyon Çalışma Grubu oturumunda yaşandı. Uzun yıllardır medya sosyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Veysel Batmaz, medya sistemlerinin yalnızca teknik doğrulama süreçleriyle değil, güç ilişkileri, söylem üretimi ve toplumsal yapı bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Batmaz'ın bu yaklaşımı, gazeteci-yazar Fadime Özkan ve Türkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Müftüoğlu'nun görüşleriyle birlikte oturumun önemli tartışma başlıklarından biri oldu. Özellikle dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi, manipülasyon ve algı operasyonlarına karşı hangi mekanizmaların geliştirilebileceği konusunda farklı bakış açıları ortaya konuldu.

Mehmet Müftüoğlu, dijital çağda yanlış bilginin yayılım hızının toplumlar açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kamuoyunun güvenilir bilgiye erişiminin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Müftüoğlu, ifade özgürlüğünü koruyan ancak bilgi kirliliğiyle de etkin mücadele eden kontrol mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Emre Tandırlı'dan Yerli ve Milli Dijital Ekosistem Vurgusu

BAİBÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Tandırlı ise oturumlarda Türkiye'nin iletişim ve medya alanında daha güçlü bir dijital egemenlik anlayışı geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Tandırlı, yerli ve milli yapay zekâ sistemleri ile yerli sosyal medya platformlarının geliştirilmesinin stratejik bir ihtiyaç olduğunu belirterek, dijital iletişim altyapılarında dışa bağımlılığın azaltılmasının önemine dikkat çekti.

Tandırlı ayrıca, İletişim Başkanlığının dezenformasyonla mücadele kapsamında geliştireceği yeni uygulamalarda sosyal medyanın özgür yapısını korurken toplumsal sorumluluğu da gözeten dengeli düzenlemeler üzerinde çalışılmasının önemli olduğunu ifade etti.

Akademi ve sektörün ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Tandırlı, özellikle iletişim fakülteleri, medya kuruluşları ve meslek örgütlerinin içerisinde yer aldığı çok paydaşlı bir doğrulama ve kalite güvence mekanizmasının oluşturulmasının haberciliğin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Gazetecilik Meslek Yasası Taslağı Gündeme Taşındı

Toplantılar sırasında Prof. Dr. Emre Tandırlı, Bolu Gazeteciler Cemiyeti üyesi sıfatıyla, Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mert Minisker öncülüğünde hazırlanan Gazetecilik Meslek Yasası Taslağına ilişkin görüş ve önerileri de çalışma grubuna aktardı.

Taslağın özellikle gazetecilik mesleğinin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, meslek standartlarının yükseltilmesi ve dijital dönüşüm sürecinde gazetecilerin haklarının korunması açısından önemli bir çalışma olduğu değerlendirilirken, önerilerin sonuç bildirgesine yönelik notlar arasında yer aldığı belirtildi.

Vatandaş Gazeteciliği ve Yapay Zekâ Masaya Yatırıldı

Haber Üretimi ve Vatandaş Gazeteciliği Çalışma Grubu'nda günümüz haberciliğinin güven, hız ve doğruluk ekseninde yaşadığı dönüşüm değerlendirildi. Katılımcılar, geleneksel medyanın doğrulama ve editoryal süreçler bakımından önemli avantajlara sahip olduğunu, dijital platformların ise hız ve erişim kapasitesiyle öne çıktığını ifade etti.

Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin haber üretim süreçlerine etkisi, yurttaş gazeteciliğinin yükselişi, etik sorunlar ve hukuki düzenlemeler de kapsamlı şekilde tartışıldı. Katılımcılar medya okuryazarlığının artırılması, doğrulama süreçlerinin güçlendirilmesi ve etik habercilik ilkelerinin korunmasının önemine dikkat çekti.

Yerel Medyanın Geleceği Tartışıldı

Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalışma Grubu'nda ise dijitalleşmenin yerel medya üzerindeki etkileri ele alındı. Özellikle tıklanma odaklı habercilik anlayışının haber kalitesini olumsuz etkilediği, yerel gazeteciliğin saha haberciliğinden uzaklaşma riski taşıdığı ve yerel medya kuruluşlarının ekonomik açıdan desteklenmesi gerektiği yönünde görüşler öne çıktı.

Katılımcılar ayrıca iletişim fakülteleri ile yerel medya kuruluşları arasında daha güçlü iş birlikleri kurulmasının hem öğrenciler hem de sektör açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Televizyon Yayıncılığında Yeni Dönem

Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeni Yaklaşımlar Çalışma Grubu'nda ise dijital yayıncılık, kamu yayıncılığının geleceği ve genç kuşaklara ulaşmanın yeni yöntemleri tartışıldı.
Gazeteci-yazar Fadime Özkan, televizyon ve haber yayıncılığında olumsuz içeriklerin sürekli öne çıkarılmasının zaman zaman toplumda gerçeklikle örtüşmeyen karamsar bir algı oluşturabildiğine dikkat çekerek, medyanın yalnızca sorunları değil çözüm örneklerini ve toplumsal başarı hikâyelerini de görünür kılması gerektiğini ifade etti.

Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik ise Türkiye'nin medya alanında son yıllarda önemli bir içerik üretim kapasitesi geliştirdiğini belirterek, özellikle yerli ve milli yayıncılık anlayışının kültürel bağımsızlık açısından stratejik bir değer taşıdığını vurguladı. Çelik, dijital platformlarda Türk yapımlarının ve yerli içeriklerin daha görünür hale gelmesinin kültürel diplomasi açısından da önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Sonuç Bildirgesine Katkı Sağlandı

Gün boyu devam eden çalışmalar sonucunda medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması, doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, yerel medyanın desteklenmesi, yapay zekâ ve yeni medya teknolojilerine yönelik AR-GE yatırımlarının artırılması, gençlere yönelik özgün içerik üretiminin teşvik edilmesi ve milli dijital platformların geliştirilmesi gibi çok sayıda öneri sonuç bildirgesine katkı sunmak üzere değerlendirildi.

BAİBÜ İletişim Fakültesi, akademik birikimi ve sektörel perspektifi bir araya getiren katkılarıyla 2. İletişim Şûrası hazırlık çalışmalarında aktif rol üstlenirken, Prof. Dr. Emre Tandırlı'nın özellikle milli dijital iletişim altyapıları, medya etiği, akademi-sektör iş birliği ve gazetecilik meslek standartlarına yönelik önerileri katılımcılar tarafından dikkatle takip edildi.

İletişim Başkanı'ndan Çalışma Gruplarına Teşekkür

Çalışmaların tamamlanmasının ardından düzenlenen akşam yemeğinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı katılımcılarla bir araya gelerek gün boyunca yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İletişim Şûrası hazırlık sürecine katkı sunan akademisyenlere, medya temsilcilerine ve sektör paydaşlarına teşekkür eden Başkan, hazırlanan önerilerin Türkiye'nin iletişim politikalarına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Konuşmasında özellikle son dönemde İletişim Başkanlığı tarafından üzerinde çalışılan "Dijital Ebeveynlik" yaklaşımına da değinen Başkan, dijital çağda çocukların ve gençlerin medya kullanım alışkanlıklarının yalnızca teknolojik değil aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini belirtti. Dijital ebeveynlik uygulamalarının temel amacının yasaklayıcı değil, bilinçli ve güvenli dijital kullanım kültürünü yaygınlaştırmak olduğunu vurgulayan Başkan, bu alandaki politika ve uygulama esaslarına ilişkin katılımcılara bilgi verdi.

Akşam yemeğinde çalışma gruplarında görev alan akademisyenler, gazeteciler ve sektör temsilcileri de söz alarak gün boyunca gerçekleştirilen oturumlara ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Katılımcılar, farklı bakış açılarını bir araya getiren çalışma ortamının sonuç bildirgesinin niteliğini güçlendirdiği konusunda görüş birliğine vardı.

BAİBÜ İletişim Fakültesi'nin Bilimsel Birikimi Şûra Çalışmalarına Taşındı

BAİBÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Tandırlı, medya okuryazarlığının yalnızca eğitim alanının değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık kalkınmasının ve demokratik iletişim kültürünün önemli bir unsuru olduğunu belirterek, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara dikkat çekti.

Tandırlı, "Yapay zekâyı yalnızca içerik üreten bir teknoloji olarak değil; doğrulama, erişilebilirlik, telif takibi ve medya okuryazarlığı süreçlerini güçlendiren stratejik bir dönüşüm aracı olarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

BAİBÜ İletişim Fakültesi'nin son yıllarda uluslararası düzeyde önemli bir bilimsel merkez haline geldiğini vurgulayan Tandırlı, özellikle yurt dışından yoğun ilgi gören BAİBÜİLEF-İG Uluslararası Yapay Zekâ ve Hipermedya Sempozyumlarının bölgesel ölçekte önemli bir akademik çekim merkezi oluşturduğunu ifade etti.

Sempozyumlar kapsamında bugüne kadar yaklaşık 500 bilimsel bildirinin yayımlandığını belirten Tandırlı, bu çalışmaların medya, yapay zekâ, dijital dönüşüm, dezenformasyon, medya okuryazarlığı ve yeni iletişim teknolojileri gibi günümüzün en güncel konularını kapsadığını söyledi. Tandırlı, şûra çalışmalarında ele alınan pek çok başlığın ulusal ve uluslararası akademik literatürde karşılığının bulunduğunu, BAİBÜ İletişim Fakültesinin de bu bilgi birikimini karar vericilerle paylaşmaya hazır olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yöneticilerinin de söz konusu akademik çalışmalara ilgi gösterdiği ve hazırlanan bilimsel yayınların iletişim politikalarının geliştirilmesinde yararlanılabilecek önemli kaynaklar arasında değerlendirildiği belirtildi.